Monday, May 4, 2009

SİGORTA

SİGORTA SİGORTADIR




Yani iyi niyet, yani dayanışma, yani paylaşma, yani kazalar, ani beklenmedik olaylar, afetler ve risk transferidir.

Hani vardır ya şu meşhur 5N 1K, alın onu, biraz hukuk, biraz finans, biraz muhasebe, organizasyon, prosedür, ve en önemlisi ahlakla mücverleyin. Sadece, daha önceki paragrafda özetlenen kural ve kavramları kullanmak şart.


Öyle de, bu mücveri kim yapar, kim menüye koyar, kim yer?

Yapanlar ve menülerine koyanlar para kazanmak isteyenlerdir.

Yiyenler ise para kaybetmek istemeyenler.

İşte bu yüzden sosyal tabiatın bir harikasıdır şu sigorta.

Hem para kazanmak isteyene kazandırır hem de kaybetmek istemeyeni geceleri rahat uyutur. Üç-beş kuruş verip kendini huzurlu, binlerce aileyi geçindirerek çok insanı mutlu kılarsın.


Ahmet Cafer Çelebiler

Saturday, April 4, 2009

Albay Enistenin Emireri, Beylerbeyi, Istanbul

DİKDAKA (Mustafa Özkan)


Çocuklar ile yaşlılar kanıksar en üzücü olayları. Mevsimler yaşlandıkça çöken hüzün ise iki insan türünde de hissedilir.

Altmış gibi yıl önceki harman yerinin tozunu, Süleyman Ağanın korkusunu, Haşim Paşaların oradaki futbol sahasını ve bir gün yok olan Yavuz’u daha çok anımsıyorum şimdi; çok da beğenmediğim o hisleri istemeden hissederek.

Her şey, her yer değişti. Dikdaka, bana belki de okuma zevkini aşılamakta amcamdan daha etkili, kadife sesli, hep gülen yüzünde mahzun bakışları olan Dikdaka, o günleri her günlere taşıyor. Şimdi seksen yaşlarına yakın olmalı. Son görüştüğümüzde eski günlerden bahsetmedik. Onun gözündeki çocuğun eski günleri olurmuymuş? Yeni günleri de azalan iki adam oturup sevgiyle bakıştık sadece.



Ahmet C. Çelebiler

Eylül, 2006

Monday, March 23, 2009

DUŞLER VE GÖRÜŞLER/dreams and perception

Bu blogdaki yazılar ve diğerleri ile kitabım basıldı. My book is finally published

"DÜŞLER VE GÖRÜŞLER" "DREAMS AND PERCEPTION"

D&R, Homer ve internet sitelerinde satılıyor. Sold at D&R, Homer and online

186 sayfa, 115 gm. kuşe kağıt. 186 pages, 115 gram paper
ciltli ve ceketli, 23x23 sm. hardcover with jacket

her yazının karşısında fotoğraf, karikatür veya çizim veya açıklama(?) var

yeni yazılardan gene blogda yayınlayacagım. Kıtap yayınlaması biraz uzun surdu.
Nisan içinde yeni yazılar elden geçirilmiş olacak.

Monday, November 17, 2008

Nahit Tahsuğ, a cousin passed away

Arsen Lupen tekrar çıktı yaşamımdan.
Islak Paris sokaklarının yıllarca hayallerimde kalmasında Maurice Leblanc'dan daha çok etkisi olan Nahit Ağbiyi uğurladım dün.
Umarım hiç doyamadığı Paris'e de uğrayacaktır.

Wednesday, June 4, 2008

FOR GODFREY GOODWIN

AHMET’İN BAZI SANATLAR TARİHİ
 En eskiler, tanrı olmayanlar bile, tanrıların boş, vakur, anlamsız bakışlarını çalmışlar. Sonra, sefalet, ölüm, acıları üstlenen İsalar ve çarmıha gerilmesi için büyüttüğü çocuğu hareketsiz, mutsuz kucağında tutan Madonna. vebaya ve sefalete isyan ve Bosch ve sağlam basan Flemişler. Hep devam eden ve edecek bir dolu geçim aracı portreler, yenileri modern kılıklı eskiler, en eskileri ise sadece oraları, buraları kırılmış çok eskiler. O günlerin iki boyutluları hala iki, sahnelenen üç boyutluları ise boyutları sanal ağlarda kaybolmak üzere olan çevre dostu ortamlarda. Fabrika görmediğinden (görmek istemediğinden,) rustik takılanlar yerlerini dünya savaşı öncesi, belli belirsiz, şeffaf ve pastel insanlar ve manzaralara bırakırken her iki grup da o insan ve manzaraların savaş gerçeğinde nasıl değişeceklerini tahayyül edemediler. O gün, bugün ise mutsuz, köşeli, akan, kokan, kendinden ve herşeyden uzaklaşan, işkence ve ızdırap çekenler ve beşyüzyıl öncesinin İtalyan ve İngiliz ile ikiyüzyıl öncesinin Fransız sahne kahramanları ve pürahengi renk ve çizgiler birbirleriyle hiç mi hiç anlaşamadan duvarları, ekranları, meydanları paylaştılar. Aralardaki tek tük naifler, günümüzün, değer ve düşüncelerden arıtılmış organik ve inorganik mekanlarını minimize edenlere öncülük yaptılar. Sadede gelince, Sanat, ya ‘sanat içindir’, ya ‘halk içindir’, ya da ‘parasını verenler içindir’. Hatta, hepsi de olabilir veya hiçbiri de olmayabilir. İsterseniz sorun Leonardo’ya, Gaudi’ye filan; yaşayan veya yaşamayan hepsine. Cevaplarının ne olduğu ne fark eder. Ahmet C. Çelebiler Şubat, 2007

Friday, April 11, 2008

Tasarım Ödülü

KARAFATMA ÇELİŞKİSİ

(KAFKA’NIN TÜRKÇEYE TERCÜME SORUNU)


Uyandıklarında kendilerini karafatmaya dönmüş bulanların daha önceki gün, ay ve yıllarda da kara fatma olarak dolanmışlıkları ihtimali gerçek hayatta, edebi eserlere göre çok daha yüksektir.

Karafatmalar karalıklarını da fatmalıklarını da, hatta bu iki kelimenin birleştirilip kullanılmasının oluşturduğu kültürel çelişkileri de algılamazlar. Kara’yı renk, Fatma’yı tamlama eki sananların hiç biri bu varsayımlarını kendileriyle de başkaları ile de paylaşmazlar.


Bu tür kafalarda ‘Demokrasi’ vardır, ama seçim yoktur. Ne ‘çoğunluk’ ne de ‘azınlık’ nosyonları olmadan kendi kendine, kendi bildiğine ve bilmediğine uygulanan diktatörlük, arada bir, sık-sık, dışarı taşar. Karafatma çelişkisini yaşatır, çevresindekilere de, o kafalardan çok uzaklarda olduğunu sanan sizlere, bizlere de.


Ahmet C Çelebiler
Mart, 2008

Thursday, October 18, 2007

BENCİLİK

BENCİLİK


BEN İÇİMDE,
BİZ SADECE BENİM ÇEVREMDE.
BAŞKA BENLER,
BAŞKA BİZLER.
ONLARI ANLAMAK NE GEREK.
TANIMAK BİLE İŞİN LÜKSÜNE GİTMEK.

Ahmet C. ÇelebilerAralık 2005